Atatürk
BASIN AÇIKLAMASI
Tarih: 7.03.2025 | Okunma Sayısı: 34

8 Mart 1857’de, eşit ücret ve insan onuruna yaraşır çalışma koşulları için direndikleri fabrikada diri diri yakılan New Yorklu dokuma işçisi 129 kadını; erkek hegemonyası ve muhafazakar toplum baskısı altında ilk kadın hareketlerini başlatan, geliştiren, Cumhuriyetin inşasında rol oynayan, hak mücadelesi için direnen, sokağa çıkan, örgütlenen tüm kadınları saygıyla selamlıyoruz. 

8 Mart 2025’i ise en temel insan hakkı olan kadının yaşam hakkını; eşit, güvende, insan onuruna yaraşır yaşam hakkını teslim alma mücadelesini sürdürürken, Devlet erkini kadınların yaşam hakkını koruma yükümlülüğünü defaatle hatırlatarak;


Kadının bireyliğini tanımayan, “kutsal anne, fedakar eş, makbul kadın” olmaya zorlayan, 
Kadının esas görevini “annelik” olarak tanımlayan, “Esnek ve uzaktan çalışma modelleriyle kadınların ev ve iş hayatlarını rahatlatacak yeni imkanları hayata geçirme” bahaneleriyle kadınları kamusal alandan silmeye çalışan, 
Aile birliğinin temelinden sarsılmasının sebebinin ev içi ve aile içi şiddet olduğunu bir türlü idrak edemeyerek, aile birliğinin kadının erkeğe itaati ve doğurduğu çocuk sayısıyla güçleneceğine toplumu inandırmaya çalışan erkek egemen zihniyetin sözde reformlarına; 
Kadınların ekonomik bağımsızlıklarına, nafaka hakkına saldırarak, şiddet gördüğü aile birliğinden kurtulmayı zorlaştıran,
Eğitim ve istihdam eşitsizliğine, kadın yoksulluğuna, kaynakların eşit bölüştürülmemesine, cinsiyetler arası tarihsel, toplumsal, ekonomik, politik güç eşitsizliğine rağmen; yargı yükünü hafifleteceği iddiasıyla ortaya atılan mahkeme temelli ve erkek hegemonyasına hizmet edeceği şüphesiz aile arabuluculuğu sistemine,
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına, CEDAW Komitesi Nihai Gözlemlerine, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararına rağmen; kadınları halen eşlerinin soyadını almaya zorlayan eril yargı ve idaresine karşı mücadele ederken karşılıyoruz. 

2025’i sözde “Aile Yüzyılı” içinde karşılıyoruz. Geride bıraktığımız 2024 yılında tarihin en yüksek kadın cinayeti verisi ile 394 kadın cinayeti işlenmişken; “kutsal aile, kutsal anne” sloganlarıyla müjdelenen, Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi Vizyon Belgesi ve Türkiye Yüzyılı Yeni Yargı Reformu Strateji Belgesinin eseri, “Aile Yüzyılı’nın ilk iki aylık bilançosu: 49 kadın cinayeti, 53 şüpheli kadın ölümü. 

Geçtiğimiz Şubat ayında öldürülen kadınların %69’u; hapsetmeye çalıştığınız evlerinde öldürüldü. %25’i “kutsal ailenizin mihenk taşı” saydığınız evli olduğu erkekler tarafından, %25’i “arabuluculuk sistemiyle kolaylaştıracağınızı iddia ettiğiniz” boşanmayı türlü tehdit ve baskılara rağmen gerçekleştirebilmiş oldukları, eskiden evli olduğu erkek tarafından, %19’u oğulları tarafından, %6’sı babaları tarafından, %6’sı akrabaları tarafından öldürüldü. Kutsal ailenizin ellerinde kadınların kanı var! 

Yarın 8 Martta yürürken yalnızca elimizde pankartlar olmayacak. 
Aklımıza tek tek kazıyarak saydığımız bu rakamlarla, 
Kalbimizde taşıdığımız; öldürülen kadınların yarım kaldığını zannettiğiniz, sorulamaz sandığınız hesaplarıyla, 
Evinde, iş yerinde, okulunda, sokağında yürürken bir an olsun güvende hissedemeyen her bir kadının öfkesiyle yürüyeceğiz!
Yaşam hakkımızdan, emeğimizden, özgürlük, eşitlik ve adalet taleplerimizden, 6284’ten, Medeni Kanundan, İSTANBUL SÖZLEŞMESİNDEN VAZGEÇMEDİĞİMİZİ hep birlikte var gücümüzle yüzünüze haykıracağız!

Eşitlik ve özgürlük adına 1857’den bu yana teslim aldığımız her bir hakkımızı, Cumhuriyet kazanımlarımızı elimizden almanıza izin vermeyeceğiz!
Medeni haklarımıza saldırıların ardındaki saikleri çok iyi biliyoruz, izin vermeyeceğiz!
Esnek çalışma modelleriyle, sözde bakıcı destekleriyle hapsetmeye çalıştığınız şiddet dolu evlere girmeyeceğiz!
Bedenimize, kimliğimize, emeğimizi eril zihniyete göre şekillendirmeyeceğiz!
Kutsal anne, fedakar eş, makbul kadın tanımlarınıza hapsolmayacağız!
Eril tahakkümlerle nefes alamaz hale getirinceye kadar baskılarla boğan zihniyete inat; insan haklarımızı, yaşamımızı savunacağız!
Gözünüzün gördüğü her yerde, siyasi, iktisadi, kamusal alanlarda vardık, varız, var olacağız!

6284 sayılı kanunu; 6251 sayılı onay yasası, Anayasa’nın 90. Maddesi ve 6284 sayılı kanunun atfı gereği iç hukukun parçası olan içeriği halen yürürlükte olan İstanbul Sözleşmesi’ni kadınlar uygulatacak!

Mücadelemiz kadınların eşit ve özgürce yaşadığı günler için. 

Mücadele gücümüz takmaya çalıştığınız prangalardan çok daha güçlü! 

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günümüz kutlu olsun!

ETKİNLİK TAKVİMİ

3.04.2025
AV. UFUK KÖK
BARO BAŞKANI

© Web sitesi hizmeti Türkiye Barolar Birliği tarafından verilmektedir.